Gülse Birsel
Kendini seven kadının internetteki adresi : Kadın Portal'dasınız!
Gülse Birsel
Bir 14 Şubat Sevgililer Günü’nü daha idrak ediyoruz. Ve benim yazımın bu konuyla hiç ilgisi yok! Hehehehe! Bugün Sevgililer Günü’nden, kırmızı kalpçiklerden, yalnızlık mızmızlanmalarından, restoranlarda sanki Sevgililer Günü değil Gastronomi Günü imişçesine iki lokma bir şey yemek için yer bulamamaktan, kebapçılarda dahi krepon kâğıtlı süsler, özel mönüler bulunmasından, ayrıca bırakın âşıkları, yalnız ve azgın bekârlara yönelik alternatif "Yalnız Kalpler Birbiriyle Tanışsın", "Yalnız Kalpler Ümidini Yitirmesin", "Yalnız Kalpler Kanki Kankiye Eğlensin", "Yalnız Kalpleri Bırakın Dağınık Kalsın" temalı partilerden bile içi bunalanlar için alakasız bir konuya değinecek, illa günün anlam ve öneminde ısrar edenler için ise sonunu yine bugünün temasına bağlayacağım. Bu arada görüldüğü gibi üstte 81 kelimeden oluşan bir cümle kurdum ve tümce düşüklüğü bile olmadı. Yani mevsimsel hafif depresyonda olabilirim ama hâlâ yazı konusuna hakimim! Ve evvveeet, uyanık okuyucular hemen yazı konusunu yakaladılar: İngilizcesi Seasonal Affective Disorder diye anılan, hatta baş harfleri kullanılıp SAD (İngilizcede üzgün anlamında) gibi bir de söz sanatına konu olan, yazın zıplaya zıplaya yürüyüp, yüzünden gülücük eksik olmayan adamı soğuk ve karanlık kış günlerinde ezik muşmulaya döndüren psikolojik bozukluktan söz ediyorum. Benim neyim eksik, 81 kelimelik cümleyi şıp diye kurabilen bir Türk, niye bu hafif depresyon türüne kendi diliyle söz sanatı yapamasın? Buyrun bakın şöyle diyelim: "Bunalımdayım, İstesem de Takatsizlikten, İsteksizlikten Kurtulamıyorum. Ne etti? BİTİK! BİTİK olduğunuzu, yani mevsimsel psikolojik bozukluğa yakalandığınızı anlamanın yolları şunlar:
Hüzün: Melankolik mi hissediyorsunuz? Yaprak Dökümü sizi derinden mi etkiliyor? Hatta Behlül’le Bihter’e bile gözyaşı dökmeye mi başladınız? Haberleri seyretmeyi zaten çoktan bıraktınız mı? Sabah yağmur yağması içinizi mi karartıyor? BİTİK’liğin ilk belirtisi bu!
Uyku ve halsizlik: "Aman sabahlar olmasın" sizin için daha çok uyku arzusu belirten bir kalıp mı? 10 saat uyuyup kahvaltıdan sonra hâlâ ufak bir şekerleme peşinde misiniz? Bu da ikinci belirti.
Hassaslık ve sinirlilik: Komşunun üst katta gürültü yapmasını, sıkışık trafikte arkadaki arabanın tampona dokunmasını polisiye olaylar haline getiriyor ve etkisinden günlerce çıkamıyorsanız, halsizliğe rağmen en küçük gerginlikte ses telleri ful performans sergiliyorsa, ahanda bu önemli bir belirti.
İştah artışı: İki saatte bir acıkıyor, hayalinizde mantıdan kebaba türlü yemekler canlandırmaktan işe güce konsantre olamıyorsanız, bu mevsimsel BİTİK’likten olabilir.
Karbonhidrat merakı: Özellikle makarnaya pilava, tatlıya ve ekmek içi her şeye düştüyseniz, mevsimsel hafif depresyonun önemli belirtilerinden birini yaşıyor olabilirsiniz. İştah ve özellikle karbonhidrat arzusunda artış, soğuk ve karanlık kış mevsiminde beynin daha çok serotonine ihtiyacı olup, bunu başka kaynaklarda araması yüzünden ortaya çıkıyormuş.
Konsantrasyon düşüklüğü: İsimleri, numaraları unutmaya, iş toplantılarında hayal kurmaya mı başladınız? "Kafam bu aralar hiç çalışmıyor" mu diyorsunuz? İlkbaharda muhtemelen düzeleceksiniz! Yukarıdaki belirtilerin hepsi ya da çoğu sizde varsa, "Havadandır," deyip geçenlere sinirlenmeyin! Güneşsiz, soğuk mevsimlerde beynin kimyası değişip sizi, Amerikalıların yüzde 20’sinde olduğu gibi, ilkbahara göre daha halsiz, pasif ve mutsuz, yani "BİTİK" yapabilirmiş. Dolayısıyle sevgiliniz bugün plan program yapmak, kırmızı kalpli iç çamaşırı giymek, sizi hediyelere boğmak için can atmıyorsa, hemen ilişkide bir problem olduğunu düşünmeyin. Oncağızım belki BİTİK’tir! Yaa, demiştim, sonunu da böyle bugüne bağlarım işte!