Gülse Birsel
Kendini seven kadının internetteki adresi : Kadın Portal'dasınız!
İclal Aydın
Güzel bir cumartesi sabahıydı. Radikal’in birinci sayfasında Haiti depreminde hayatını kaybedenlerin cesetleriyle dolu o caddenin resmini görene kadar... Yüzlerce, yüzlerce ölü beden... Üst üste... Çok uzun süre gözümü alamadım o resimden...
Bütün gazeteler aynı şeyleri yazıyor, haberler aynı olumsuz gelişmeleri aktarıyor:
Yardımlar yeterli değil, BM’nin yiyecek stokları yağmalanıyor, salgın hastalık endişesi var...
O resme bakarken 1999 Marmara Depremi’nde tanık olduklarım geldi aklıma... Günde iki kez yayın yapıyordum o tarihte. Sabah ve akşam birer saat stüdyoda, diğer saatlerde kurtarma çalışmalarını takip edebilmek için yıkıntılar arasında oluyordum.
Avcılar’da bir apartmanın önündeydik. Yıkıntılar altından gelen cılız bir sese ulaşmaya çalışılıyordu. Kaçmaya çalışırken merdivenlerde yakalanmıştı... 29 yaşında genç bir avukattı. Ailesi dışarı çıkmış, o en arkada kalmıştı. Annesi elinde nüfus kağıdıyla kaldırımda ağlamadan, adeta içi kurumuş, bekliyordu... Dört gün geçmişti ama sabah sesini duymuşlardı delikanlının. Birkaç saat sonra ulaşılan genç adamın bedeni daha soğumamıştı. Kurtarma çalışmasını yürütenlerin gözyaşlarını ölen delikanlının annesi silmişti avuçlarıyla...
***
Şahit olmak zordur... Bu haberi bir ülkeye anlatmak... Üstelik yıkıntılar arasında hayat arıyorduk biz. Programın adı “Hayat Güzeldir”di... Kurtulanları, iyi haberleri bulmalıydım ama... Ödevim büyüktü anlayacağınız. Her şeye rağmen geride kalanların hayata tutunması gerek diyordu yaşça büyükler, uzmanlar. Birilerinin ödevi bunu yapmak, hatırlatmaktır diyorlardı...
Öyle zordu, öyle kırık cam dolu bir ödevdi ki bu... Aydın Boysan “Hayat bir resim ödevidir, kalanlar defterlerini çıkaracak ve o resme kaldıkları yerden devam edecekler” demişti...
O delikanlıyı kurtaramayanların ağlamaları, geride kalan annenin avuçları ve o nüfus kağıdındaki resim hiç çıkmadı aklımdan...
“Hayat güzelmiş öyle mi” diye üstünkörü ucuz yorumlar yaptıklarında kimileri hele... Gerçek bir acıyla hiç karşılaşmamış, iyi bir tokat yememiş, içi iblislerin nefesiyle kokmuş bir kuyuya düşmemiş, en büyük derdi can sıkıntısı olanların “börtü böcek, neşeli kelebek” küstahlıklarına sessiz kalmak var ya...
Ölüm üç gün ara vermiş olsa, haklı çıkarlardı ya...
***
Kemoterapiyi siz görmemiş olsanız da görenin evladı, eşi, annesi, yakın arkadaşıysanız o damardan zehir akarken sonrasındaki günlerin nelere gebe olduğunu bilirsiniz...
Hasta tek başına hasta değildir çünkü... Hasta da bilir, hasta yakını da...
“Anne ne güzel et koktu” diyen bir çocuğa o eti yediremeyen bir anne de bilir...
Bir yaralıyı, bir çocuğu, bir hayvanı kurtarmaya çalışıp başaramayan da bilir...
Bu döngü böyledir... Her terapinin sonunda rahat nefes alınan bir an, her kaybedilen canın ardından doğan bir başkası, her cefanın ve çilenin mutlaka bir öğretisi vardır. Ve daha da önemlisi hafıza bunları sindirip, derinde bir odaya kaldırmazsa devam edilemez yola..
Sadece üzülmek, üzerinde düşünmek, tahtalara vurmak, şükretmek, bizden ırak olsun duaları etmek, beklenen günü ötelemek yetmez ama değil mi?
Pazar pazar canınızı sıkmak değildir kastım, bilirsiniz, aksine güzel bir cümle bulmaya itina ederim. Gazetedeki o güzel gözlü depremzede çocuğun hatırına kendi hayatınıza, yuvanıza, içinize, kalbinize, hatıralarınıza bir göz atın...
Her şey yolunda mı? Temelde bir sarsılma, taşıyıcı kolonlarınızda bir çatlak var mı? Hazır mısınız? İlla ki yaralı bir beden olmaz ya, yaralı bir ruhu da kurtarma çalışmasına katılabilir misiniz? Merhametiniz, gücünüz duruyor mu yerinde? İlkyardım çantanız duruyor mu kolay ulaşılır bir yerde?
Beden, zihin ve ruhtan oluşan bir bütünüz ya... Hazır mıyız olası bir sarsıntıya? Hayata inancımızı bugünlerde mutlaka sigortalayalım derim... Herkes birbirini yıkmaya, herkes bir başkasının üzerine yıkılmaya hazır zira...
Düşünceleriniz:
500 karakter kullanabilirsiniz
Yorum yazmak için yukarıdaki forma yazı hakkındaki düşüncelerinizi yazarak "Kaydet" butonuna tıklayınız. (Yorumlarınız editörlerimiz tarafından incelenip onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.)
Bu yazı hakkında henüz yorum eklenmemiş.