Gülse Birsel
Kendini seven kadının internetteki adresi : Kadın Portal'dasınız!
Pakize Suda
ACUN Ilıcalı’yı takdir ediyorum, Hülya Avşar’ı seviyorum, Ali Taran’a bayılıyorum. Ama kural bozulmadı, bütün jürili yarışmalarda olduğu gibi, üyelerden biri yıldızlaştı.
Tek farkla... Bu defa "en az konuşan"ı çok sevdi seyirci.
Biliyorum, benim gibi fanatikleri oluştu Ali Taran’ın.
Böylece bir ezber de bozulmuş oldu. Seyirci "sadece zekâ"ya da prim verirmiş meğer.
Aman yanlış anlaşılmasın, geçmişte sevilmiş ve şimdi de sevilmekte olan onlarca "ekran yüzü"nün zeki olmadığını söylemiyorum.
Ali Taran herkesten farklı olarak oturuyor orada. Seyircinin ciğerini bilirim iddiasıyla "uygun kişilik" yaratma peşinde değil. Ya da biz böyle algılıyoruz ki bu da onun başarısıdır.
Belki de esas bilen odur "seyircinin ciğeri"ni... İlla ki "atraksiyon" istemediğini çoktan keşfetmiştir belki.
Neyse ne... Anlaşılmıştır herhalde, şu sıralar "Ali Taran’ı sevmeyen ölsün" kıvamındayım.
Konuyu kapatmadan son bir şey... Ali Taran-seyirci ilişkisindeki öngörüsü nedeniyle Acun Ilıcalı’yı kutlamak isterim doğrusu. Adam bu işi biliyoooor. Bu kadar!
Gelelim yarışmaya.
Tamam "ailecek hayranıyız", hiç kaçırmıyoruz falan da...
Kafam karışık benim.
Hoş, jüri üyelerinin kafasında da her şey yerli yerine oturmuş gibi görünmüyor pek ya neyse, ben kendi hesabıma yüksek sesle bir düşüneyim bakayım, belki kavrarım olayı.
- Tamam, şunu biliyoruz: Bu, kimin daha yetenekli olduğunun araştırıldığı bir yarışma değil.
Öyle olsa jimnastikçiyle illüzyonistin aynı yerde işi olmazdı.
İkisinden hangisinin daha yetenekli olduğunu saptamaya kalkmak, elmayla armudu toplamanın bir versiyonu olurdu.
- Bu bir yetenek geliştirme yarışması, tamam. O halde mesela çok iyi şarkı söyleyebilenin hiç şansı yok. Öyle ya, önceden geliştireceği kadar geliştirmiş yeteneğini.
Gelişme biz seyircilerin gözü önünde olmalı oysa. İyi de ilk elemede neden elemediniz o zaman o "zaten olmuş"ları?
Kriterlerimize uygun değil demediniz?
Siz ilk turda "üç evet"le alıkoyunca ben de şimdi elendiklerinde "Uleyyyn!" diye bağırıyorum haliyle.
- Yok... Ben yarışma deyince "kötü"lerin ayıklanıp "iyi"lerin finale taşınmasına alışmışım; şimdi habire kendimi toparlamaktan, "kriter tazelemesi"ne gitmekten helak oluyorum.
- Yayın bir canlı, bir değil; Hülya’nın ayağı bir kırık, bir değil; Acun yarın derken aslında gün, bugün değil... Bunlar da kafamı karıştırıyor.
- Neyin peşindesin sen? (Kendime soruyorum) "500 bin liranın en doğru kişiye verilmesi" diye bir hayat memat meselesi mi var ortada?
Hevesli bir dolu insan marifetini Türkiye’ye göstermiş oluyor, az şey mi bu?
Sen de güzel bir şov seyretmiş oluyorsun; otur, tadını çıkar.
Oh be, rahatlayayım di mi?
Zaten kameralar mütemadiyen Ali Taran’ı göstersin, tek bakışını bile kaçırmayayım, bu bana yeter.
MIŞ/MUŞ
* 1 Haziran’dan itibaren otomobillerde çocuk koltuğu zorunlu oluyormuş.
Üç koltuk!
* Recep İvedik 3’ün yapımcısı Faruk Aksoy "Ağır eleştiri yapanlar içeride kahkahalarla gülüyordu" demiş.
"Güldüm ama sor bakalım niye güldüm" diyebilirler şimdi!
Düşünceleriniz:
500 karakter kullanabilirsiniz
Yorum yazmak için yukarıdaki forma yazı hakkındaki düşüncelerinizi yazarak "Kaydet" butonuna tıklayınız. (Yorumlarınız editörlerimiz tarafından incelenip onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.)
Bu yazı hakkında henüz yorum eklenmemiş.